Yazmak
Kalemin gizli gücü
“Gelişmek istiyorsan kitap oku.” Harika bir tavsiye ama eksik. Tarih boyunca iz bırakmış, zekasına hayran olduğumuz isimlere bir bak.
Bu insanların ortak özelliği sadece çok iyi birer “okur” olmaları değil. Onların asıl süper gücü, yanlarından belkide hiç ayırmadıkları not defterleri.
Onlar sadece bilgi tüketmiyorlar, zihinlerindekini kağıda dökerek düşünceleriyle “dans ediyorlar”.
Biz dış dünyayı öğrenmek için okumaya o kadar odaklandık ki, iç dünyayı keşfetmeyi unuttuk.
Tam burada Yunus Emre’nin o meşhur, ama genelde üzerinde az düşünülen sözü devreye giriyor: “İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir.” İşte anahtar burada.
Kitap okumak “ilim bilmektir”; yani dış dünyayı, başkalarının fikirlerini öğrenmektir. Ama yazmak? Yazmak “kendini bilmek için atılan önemli bir adımdır”.
Kendi zihnini, önyargılarını, korkularını ve fikirlerini görmek, onları bir ayna gibi kağıda yansıtmaktır. Düşüncelerinle ilgili bir farkındalık oluşturmaktır.
Eğer okuyor ama yazmıyorsam, yazarak düşünmüyorsam, dünya hakkında çok şey biliyor ama kendim hakkında çok az şey biliyorum demektir. Kafamın içi dolu ama dağınıktır.
Bugün yazmayı anlatacağım. Ama edebiyat gibi değil. Yazar olmak gibi hiç değil. Gündelik hayatta daha net düşünmek. daha bilinçli kararlar almak. daha akıcı konuşmak için yazmayı anlatacağım. Ve bu yazının sonunda gerçekten şunu istiyorum. “Evet tamam mantıklı” demeni değil. Defter ve kalem alıp yazmaya başlamanı.
YOL HARİTASI
Öncelikle üç ana şey yapacağız.
Birincisi. yazmayla ilgili kafamızdaki iki büyük önyargıyı temizleyeceğiz. Çünkü o önyargılar durduğu sürece yazma başlamıyor.
İkincisi. Yazmanın hayatı gerçekten nasıl etkilediğini konuşacağız. Bu teorik değil. pratik. günlük hayatta karşılığı olan şeyler.
Üçüncüsü. En önemlisi. Bugün başlayabileceğin net bir sistem vereceğim. Çünkü çoğu kişi şurada takılıyor. “Tamam hocam yazmak iyi güzel. ama ben ne yazacağım.” Bu soru bu yazının sonunda tamamen kapanacak.
YAZMA ÖNYARGILARI
Önyargı 1. Yazmak edebi bir iştir
Yazma denince çoğumuzun aklına kompozisyon, giriş-gelişme-sonuç, düzgün cümle, gramer ve imla gibi okuldan gelen bir algı gelir ve Türkçe dersleri yazmayı neredeyse tekeline aldığı için yazmak stresli bir şeye dönüşmüştür. “Hata yapmayayım.”, “Yanlış yazmayayım.”, “Güzel yazamıyorum.” gibi düşünceler zihnimizi meşgul eder.
Ama burada konuştuğumuz yazma, düşünce yazısıdır; yani zihnini masaya dökmek, düşüncelerini sıraya koymaktır. Bu yazma türünde güzel veya doğru olmak zorunda değilsin, sadece dürüst olman yeterli.
Önyargı 2. Boş sayfa korkusu
İkinci büyük önyargı, beyaz sayfa korkusudur. Yıllarca yönergeli sayfalarla, altı çizili, boşluk doldurmalı, test çözmeli sayfalarla büyüdüğümüz için boş sayfa ile neredeyse hiç karşılaşmadık ve karşılaştığımızda da “ne yapacağımı bilmiyorum” hissi geliyor.
Bugün buna bir de sürekli hareketli, hızlı, kısa içeriklerle dolu sosyal medya eklendi.
Böyle bir ortamda boş sayfaya bakmak hem zor geliyor hem de anlamsız gibi hissediliyor. Ama şunu net söyleyeyim: Boş sayfa zihin için tehdit değil, zihin için alandır ve o alanı nasıl kullanacağımızı birazdan göstereceğim.
NEDEN YAZMALIYIZ
1) Zihin netliği ve düşünce akıcılığı
Konuşma akıcılığı diye bir şey var. Ama çoğu kişi bunu yanlış anlıyor. Sanki mesele dili iyi bilmekmiş gibi. Sanki mesele kelime sayısıymış gibi. Hem ana dilimizde hem de yabancı dilde. Aslında mesele şu. Düşünce akışı.
Bazen bir cümle kuruyorsun. Sonra duruyorsun. “Ben ne diyordum” diyorsun. Bu zeka problemi değil. Bu düşünce haritası problemi. Yazı düşünceye harita çıkarır. Sen yazarken kuş bakışı şunu görürsün. “Ben buradan buraya atlamışım.” “Burada boşluk var.”
Bunu farketmen Zihin akışınla ilgili sende bir fakrındalık oluşturacak. Yazarken yapacağın iyileşmeler ilerleyen zamanlarda konuşmanı da etkileyecek. Sonra konuşurken o haritayı takip edersin. O yüzden yazan insanlar daha net. daha sakin. daha akıcı konuşur.
2) Karar kalitesi
Hayatımızın çok basit bir formülü var:
Olaylar x Tepkilerin = Sen
Olayları kontrol edemiyoruz. Hayat belirsiz.
Bir saat sonra ne olacağını bilmiyoruz. Ama olaylara karşı tepkilerimizi kontrol edebiliyoruz. Bugüne kadar verdiğin kararlar bugünkü hayatını oluşturdu.
Yazı burada çok kritik bir rol oynuyor. Çünkü seni yavaşlatıyor. “Hemen cevap vereyim.” “Hemen karar vereyim.” yerine şunu dedirtiyor. “Bir yazayım.” “Bir netleşeyim.” “Sonra cevap vereyim.”
Bu küçük gecikme karar kalitesini ciddi şekilde artırıyor. O yüzden yazarak plan yapan, yazarak düşünen, belli aralıklarda kendini yazılı bir şekilde değerlendiren insanlar kararlar konusunda daha bilinçlidirler.
3) İletişim ve ifade gücü
Birçok insan daha iyi konuşmak için daha çok kelime öğrenmesi gerektiğini düşünüyor. Ama sorun orada değil. Çoğumuz zaten yeterince kelime biliyoruz. Ama konuşurken hep aynı kelimelere düşüyoruz. Beyin konuşurken ekonomik çalışıyor. En kolay kelimeyi seçiyor. “Şey… yani… hani…”
Yazarken ise yavaşlıyoruz. Kelime seçiyoruz. Cümleyi düşünüyoruz. Bu seçicilik zamanla konuşmaya da geçiyor. İfade gücü böyle gelişiyor. Kitap okumak kelime dağarcığımızı genişlettirirken, Yazma o kelimeleri hayatımıza dahil ederek pratikte kullanmamızı sağlıyor. Çünkü yazarken seçtiğimiz kelimelerde daha bilinçli daha seçici davranıyoruz. Zamanla bu seçicilik konuşmamıza da yansıyor.
NASIL YAZACAĞIZ. NE YAZACAĞIZ
Burada çok net bir hedefimiz var. Dağınık notlar almak değil. Kendi zihinsel ağımızı bilinçli şekilde örmek. Ben buna kişisel Wikipediayı oluşturmak diyorum. Ve bunu iki modla yapacağız.
MOD 1. ANLAMLANDIRMA
Kural çok basit. Okuduğunu, izlediğini, öğrendiğini 6 yaşındaki bir çocuğa anlatır gibi yaz. Bu mantık ünlü Fizikçi Richard Feynman’ın mantığı.
Bunu 10 dakika boyunca yapabilirsin. “Ben ne anladım” diye yaz. Bunu yaptığında iki şey olur. Bir, gerçekten anlayıp anlamadığını görürsün. İki, zihnindeki boşluklar ortaya çıkar.
Bu sadece ders için değil. Tartışmalar için de geçerli. Bir problem mi yaşadın. Otur, yaz. Ne oldu, ne hissettim, ne yaptım. Şöyle düşün: geriye bakıp, “keşke yapmasaydım” dediğin bir çok şey aslında duygularını yönetemediğin anlarda olmuştur.
Yani duygular mantığın önüne geçtiği zaman genelde geride pişmanlık bırakır.
Fakat duygu yazıya dökülünce biraz sakinleşir. Problem parçalanır. Çözüm görünür. Böylece en önemli, kimse tarafından bize pek öğretilmeyen bir beceriyi elde etmeye, geliştirmeye başlarsın: Duygu Yönetimi.
Yazarak, sakinleşerek, anlamlandırmaya çalışarak. Biz duygularımızla ömür boyu yaşıyoruz ama onları yönetme konusunda bize sunulan herhangi bir müfredat yok. Yazma burada olmazsa olmaz bir araç.
Bir psikologdan danışmanlık aldığın zaman senden mutlaka yazarak düşünmeni isteyecektir hatta bunula ilgili çok fazla ödev verecektir. Kendini, yaşadığın problemlerini, duygularını betimledikçe, yazdıkça zihninde netlik oluşmaya başlayacaktır. Çünkü Problemi doğru bir şekilde tanımlamak çözümün yarısına ulaşmak demektir.
MOD 2. KEŞFETME.
Burada iki basit yöntem var.
Birincisi. brain dump, buna “Beyin Kusması” da deniliyor.
Pratik şöyle: Sabah uyanır uyanmaz, telefona bakmadan eline kalemi al ve 3 sayfa boyunca aklına ne geliyorsa yaz. Saçma sapan şeyler de olsa yaz. Amaç zihninde dolaşan ama bir türlü dışarı çıkamayan düşünceleri, belkide de dünkü kavgaları, yarına dair korkuları kağıda kus ve günü temiz bir zihinle karşıla.
Böyle bir çalışmadan sonra yazdıklarını çöpe atabilirsin. Ben çöpe atmadan elime fosforlu kalem alarak o akış esnasında aklıma gelen ilginç şeyler varsa not alıyorum sonra temize çekiyorum. Buradaki keşif aslında zihnimi serbest bir akışa bırakarak ilginç düşünceleri yakalamak ve onları not etmek belki de daha sonra genişlettirmek.
Keşfetmenin ikinci kısmı - yürüyüş. Telefon yok. Podcast yok. Uzun doğa, park veya sahil yürüyüşleri. Bu tarz yürüyüşlerde 30-40 dk sonra farklı konularla ilgili ilginç, yaratıcı fikirler, bazı problemlere çözümler gelmeye başlayacak. Fikir gelince yanına aldığın defterine not al. Eve dönünce genişlet. Bu yöntem yaratıcılığı ciddi bir şekilde tetikler.
Ben Belgrad ormanında, telefonsuz, kulaklıksız yürürken, genelde 3. kilometreden sonra en iyi fikirlerimi buluyorum. Yanımda hep küçük bir defter olur, içgörülerimi hemen not ederim.
KİŞİSEL WİKİPEDİA
Peki, yazdın... Zihnini kağıda döktün... Şimdi bu hazineyi nasıl yöneteceksin? Burada amacın sadece not tutmak değil. Amacın, kendi “Kişisel Wikipedia’nı” inşa etmek. Şunu unutma: Aldığın her not, yazdığın her fikir aslında birer tuğladır.
Çoğu insan bu tuğlaları rastgele zihnine fırlatır ve orada bir harabe oluşur. Sen o tuğlaları rastgele bırakma. Sen onlarla inşaat yapacaksın. Sistemin çok basit olsun: Defter kullanıyorsan, renklerin gücünü kullan. Sarı etiketler örneğin “Öğrenme” olsun, Maviler “İş fikirleri”, Yeşiller “Sağlık”...
Dijitalciysen, karmaşık sistemlere hiç girme.
Telefonundaki en basit not uygulamasını aç. Orada çimento hashtag’ler. #Fikir, #Kitap, #Proje diye etiketle geç.
Ama işin asıl büyüsü, notu aldığın an değil, sonrası. Hafta sonu, kendine güzel bir kahve yap, otur ve “tuğlalarına” bak. Onları birleştir. Farklı zamanlarda aldığın o notları sentezle. Tuğlalardan duvar ör, duvarlardan ev yap, evlerden mahalle kur. Yani sadece “bilgi toplayan” bir arşivci değil, “bilgi inşa eden” bir mimar ol. Göreceksin ki; A notu ile B notu birleştiğinde ortaya yepyeni bir C fikri çıkacak.
Belki bir blog yazısına dönüşecek bu, belki bir videoya, belki de hayatını değiştirecek o projeye. Aklından şunu çıkarma: Amacın not tutmak (Note Taking) değil, not oluşturmak (Note Making) olsun.
Ve lütfen... Kendini karmaşık uygulamaların, süslü yazılımların içinde kaybetme. Bunu en basit yöntemle yap.
Çünkü amacın aracı karmaşıklaştırmak değil, düşünceni berraklaştırmak.
BİTİRİRKEN…
Yazma alışkanlığını küçük bir defter ve kalemle başlat. Kendine bir “yazma randevusu” ver. Her hafta belli günlerde güzel bir mekan seç, Kahveni al, sevdiğin müziği aç ve yazmaya başla.
Ve hayatına şu cümleyi ekle: Önemli bir karar vereceğin zaman, cevabın şu olsun:
“Ben bunu yazarak düşüneyim.”
Bitirdiğin kalemlerin ve defterlerin bol olsun.
Zihnin açık, kararların bilinçli olsun.



















İleri yaşta bile ilham oldun, akıllı ve tcrübeli genç.
Sağ ol.
Teşekkürler. Her satırı okudum. Grafikler de açıklayıcı. Tek önemli nokta mimarlık grafiği için çizim eklemek şart.. Yapısal değişim için çizim eklemek şart evi üretirken. Daha sağlıklı çünkü. Saygılarımla. Çizimsiz projeler kabustur..